MUZ ÜRETİCİLERİNE MEKTUP

Yusuf Mert – Anamur Ekspres, 30 Temmuz 2005

30 TEMMUZ 2005 CUMARTESİ ANAMUR EKSPRES

 

Gümrükler zaman içinde yüzde 36'ya kadar düşecek.

Yıllar önce sanırsam 5-6 yıl kadar İ.T.O (İstanbul Ticaret Odası) tarımla ilgili bir rapor yayınlamıştı. Bu rapor bana da gönderilmişti. Raporu incelediğim zaman ağırlıklı olarak Dünya Ticaret Örgütü'nün kararlarından bahsediyordu. Ve özellikle tarım ürünlerinden alınan gümrük vergilerinin 2005 yılından itibaren kademeli olarak indirileceği vurgulanıyordu. Ve bu uygulama ile gümrükler zaman içinde yüzde 36'ya kadar düşecek. Böylece ülkeler arasında tarım ürünleri ticareti hızlanacak ve tarım sektörü kazanacak. Hızla artan dünya nüfusunun beslenmesi ve ekonomisi tarıma dayalı yoksul ülkelerin tarım sektörlerinin canlandırılması sağlanmış olacak. Belki de gelecekte ihtisaslaşmaya (iş bölümü) doğru gidilecek. Bir tarafta sanayileşmiş zengin ülkeler, diğer tarafta ekonomisi tarıma dayalı az gelişmiş ülkeler. Ülkelerin sosyal politikaları gereği sağlık hizmetleri, eğitim ve istihdama bütçeden daha çok pay ayırmaları gerekmektedir. Çünkü insanca yaşamanın temel anlayışı böyledir. İşini, aşını temin etmiş, yarınından emin ve geleceğe güvenle bakan insan... Sosyal devlet anlayışı günümüzde hakim olan anlayıştır.

 

Tarım sektörüne bütçeden büyük oranda sübvansiyon ayıran gelişmiş ülkeler karşılıksız verdikleri destekler sayesinde bu sektörü canlı tutabiliyorlar. Fakat diğer taraftan yukarıda izah ettiğim gibi sosyal devlet harcamaları da bütçelere büyük yük getirmekte. Burada tercih yapmak söz konusu. Öncelikle sosyal devlet politikaları için mi yoksa tarım sektörü için mi. Ne kadar gelişmiş olursanız olun tercih yapmak durumundasınız. Sonuçta bütçeniz sınırlıdır.

 

Bugün dünyanın en zengin ülkesi olan ABD dünyanın en borçlu ülkesidir. Bütçe açıklarını kapatmak için tüm dünyaya borçlanmaktadır. Borç yumağı hızla büyümektedir. Borcunu borçlanarak ödemekte. Bir gün olup tıkanma olacağı muhakkak. Bugün ABD, Çin’e dahi 650 milyar dolar borçlanmıştır.

 

Önümüzdeki 20 yıl içinde Çin dünyada ekonomik gelişmişlikte zirveye çıkacak ve Çin parası hakim olacaktır. O zaman ABD'nin işi daha da zorlaşacaktır.

 

Bütün bunları neden izah etmeye çalıştım. Önümüzdeki yıllarda gelişmiş ülkelerin tarım sübvansiyonları azalacak veya kalkacak. İşte burada DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü)nün kararları devreye giriyor. Gümrükleri indirilmiş daha ucuz tarım ürünlerinin tüketilmesi. Gelişmiş ülkelerin ebediyen sübvansiyon yükünü kaldıramayacakları bir gerçek. Tarımla ilgili çeşitli toplantılarda konuşmacılar hep zengin ülkelerin sübvansiyonlarını anlatırlar. Ve bu şartlar altında rekabet edemeyeceğimizi izah ederler. Gelişmiş ülkeler ne zamana kadar sübvansiyona dayanabilecekler.

 

Ayrıca bazı ülkeler, bazı ürünlerde "mukayeseli üstünlük" dediğimiz üretim avantajına sahip. Mesela fındıkta ülkemiz dünyada tek başına üretim üstünlüğüne sahibiz. Gümrüklerin düşmesiyle bütün dünyaya daha ucuz fındık satarak daha çok döviz geliri elde etme fırsatını yakalayacağız. Tarımda, önce pazarlama gelmekte. Malı üretmekten ziyade pazarlama önemli. Satamadığınız herhangi bir ürün (sebze vs) üretici için zarardır.

 

DTÖ'nün getireceği uygulamalar fırsat yaratmaktadır. Hele bizim gibi tarım potansiyeli çok iyi olan bir ülke için çok büyük bir fırsattır. Ucuz işgücü ve düşük maliyetle üretilen ürünler gümrüklerin de düşmesiyle tüm dünya ülkelerine pazarlanacaktır. Piyasa talebine göre üretim patlamaları gerçekleşecek ve ülkemiz tarımı hızla kalkınacaktır. Gümrük duvarlarının arkasına saklanmakla hiçbir yere varılmaz. Korumacılık kaliteyi düşürür. Üretimi azaltır. Sonuçta ülke ekonomisi kaybeder.

 

Dünyadan tecrit edilmiş olarak yaşayamazsınız. Dünya ile entegre olacaksınız. Dış ticaret karşılıklıdır. Sadece ben satayım mantığı ile hareket ederseniz kimse sizin malınızı almaz ve satamaz duruma gelirsiniz. Karşılıklı olarak alıp-satacaksınız. Ayrıca DTÖ'nün getirdiği kararlar neticesinde hızlanan ve kolaylaşan dış ticaret yeni fırsatlar yaratacaktır. Dış ticaretin kolaylaşması ile insanlar daha da yakınlaşacak, turizm faaliyetleri gelişecek ve yeni iş kolları doğacaktır. Mal mübadelesinin hızlanması para hareketlerini kolaylaştıracak, ülkelerin finansman maliyetini düşürecektir. Ayrıca DTÖ, ülkelere on iki çeşit ürününü koruyabilme yetkisi vermektedir. Bu da çok önemlidir. Ülkelerin kendi şartlarına göre önem arzeden 12 çeşit ürününü koruması stratejik önem arz eden ürünlerin gümrük indirimlerinin dışında tutulması söz konusu. Her ülke kendi şartlarına göre belirleme yetkisindedir. Bu durum haliyle ülkemiz açısından da geçerlidir.

 

Bugün ülkemizde devlet 6 çeşit ürüne primli destek vermektedir. Yani ürünün fiyatı dışında ayrıca prim verilmektedir. Ülkemiz petrolden sonra en çok dövizi yemeklik yağ ham maddesi için ödemektedir. Bu açığın kapanması için mısır, ayçiçeği, soya fasulyesi gibi ürünlere prim verilmekte.

 

Sonra hayvancılığımız hızla gerilemekte, en önemli sebebi ise yem girdisinin pahalı olması. Bu durum karşısında yemciliğin desteklenmesi söz konusudur. Mısır, yem sanayi için önemli bir girdidir ve desteklenmektedir. Sonra pamuğumuz, tekstil sektörünün hammaddesidir. Stratejik öneme haiz bir üründür. Türk sanayinin temel sektörü tekstildir. Hem istihdamı, hem de döviz getirmesi açısından çok önemlidir.

 

Neden bu açıklamaları yazdım? Anamur uzun zamandır, en azından geçen yıldan bu yana tedirginlik içindedir. Acaba muz üreticileri nasıl etkilenecek? Zaman zaman toplantılar düzenleniyor ve bu toplantılarda DT֒nün uygulamaya koyacağı kararlar karşısında ne yapacağız? Hoş bu toplantıların hiç birine çağrılmadım ama bu mesele üzerinde ben de duruyorum. Toplantılardan çıkan sonuç şu: "12 çeşit ürün içine muzun da girmesi" son toplantılarda hep gündeme getirilen sonuç.

 

Yukarıda izah ettiğim gibi 12 çeşit ürün içine girmemiz mümkün değil. Birileri açık konuşmalı. Çünkü muz, stratejik önemi olan bir ürün değil. Fındık, ayçiçeği, mısır, buğday, pamuk vs. gibi ürünlerle aynı sepete konulamaz. Hali hazırda devlet 6 ürüne primli destek veriyor. Destek verdiği ürünü 12'nin dışına atacak değil. Muza sıra gelinceye kadar daha nice ürünler mevcut...

 

Çözüm üretmeliyiz. Sorunu gündeme getirmekten ziyade çözüm üretmeliyiz. Bu kouda ne yapabiliriz? Ne yapmalıyız?

 

Evvela DTÖ uygulamayı kademeli olarak yapacaktır. Bu bizim için fırsattır. Zaman kazanma açısından önemli bir fırsat.

 

Ülkemizde faaliyet gösteren, çok uluslu muz firmaları mevcut. Bu firmaların nasıl çalıştıklarını yakından inceledik mi? Pazarlama tekniklerini, pazardaki paylarını, müşteri kitlelerini araştırdık mı? Anamur ve Bozyazı'da sanırsam iki yüze yakın muz sarartma tesisi mevcut. Kaç tanesi kendisini hazırladı. Yeni dönemde çok uluslu "Dole, Chiguite gibi" şirketlerle yarışabilecek mi? Şu anda bu şirketler, hipermarketler zincirine hakim durumdalar. Biz kaç hipermarkete hitap ediyoruz. Hipermarketlerin pazar payı gün geçtikçe artıyor. Gelecekte ülkemiz gıda sektöründeki payları yüzde 60-70'lere çıkacak. Ayrıca semt pazarları ve seyyar satıcılar yeni dönemde ithal muza yöneleceklerdir. Çünkü ithal muz daha avantajlı duruma gelecektir. 0 zaman yegane pazarımız olan bu kesim de gidebilir.

 

Bugün sarartmacılar, simsar, kabzımal, tüccar ve komisyonculara muzu satabiliyorlar. Yarın şartlar değiştiğinde satabilecekler mi? Sarartmacılar bilsinler ki gümrüklerin indirilmesi ile yabancı şirketlerin finansman maliyetleri daha da düşecek. Ve bu avantajı pazarlamada kullanacaklar. Bu durumu hiç düşündünüz mü?

 

Yine sarartmacılara söylüyorum. Anamur ve Bozyazı'da depo yapmak çözüm değil. Müşteri ayağıma gelsin zihniyeti bütün dünyada yıkılmıştır. Siz müşterinin ayağına gideceksiniz. Çünkü, Japonlar, Koreliler kapı kapı dolaşıp mal satıyorlar. Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı muz şirketlerinin önemli merkezlerde depoları ve dağıtım sistemleri mevcut.

 

Bizim hangi önemli noktada depomuz ve dağıtım sistemimiz mevcut. Dole'nin Diyarbakır’da deposu ve dağıtım sistemi mevcut. Ben şahit oldum. Anamur muzunun dağıtılmadığı ve girmediği iller ve yöreler var. Buralara girmek için faaliyet göstermeliyiz. Mesela; Van’da yokuz. Oysa Van önemli bir merkez. Ayrıca bütün dünyada muz, koçansız alınıp-satılmaktadır. Oysa Anamur'da koçanla alınıp satılıyor. Bu da muzu pazarlayana yük getiriyor. Muz üreticileri koçan işinden feragat edecekler. İthal muz koçansız alınıp satıldığına göre, biz de rekabet edeceğimize göre burada muz üreticilerine milli görev düşmektedir. Rekabet gücünü arttırmak için koçandan vazgeçmelidirler.

 

İthal muzdan devlet vergi almaktadır. Bizden almıyor. Bu bizim için avantajdır. Her ne kadar gümrük indirimleri olsa da bunun dışındaki vergileri alacaktır. Muz üreticilerini devletin vergi konusunda kollaması bu yarışta önemli bir avantajdır.

 

Muz üreticileri olarak muzdan kazandığımız paralarla, diğer ekonomik faaliyetlerimizde vergilerimizi tam vererek devletin bize yaptığının karşılığını vermeliyiz. Vefa borcumuzu ödemeliyiz.